Məqalələr‎ > ‎

ŞEKİ’DEN CAVANŞİR MÜELLİM’DEN SELÂM VAR - ("Şehir ve Kültür" dergisi, sayı 19, Şubat 2016)

8 Şub 2016 01:23 tarihinde Murad Nabibekov tarafından yayınlandı   [ 8 Şub 2016 01:24 güncellendi ]
“Sarı Gelin” türküsü, Azerbaycan 
muğam musikisinin ‘Şur’ makamına dayanmaktadır. 
‘Şur’ makamı ise Azerbaycan muğam 
sanatının yedi en önemli sütunlarından biridir 

Doç.Dr. Nazım Muradov




Prof. Dr. Cavanşir Guliyev (Emektar İncesanat Hadimi/Azerbaycan Bestekârlar Birliği Mahnı [Türkü] Bölümü Başkanı dır) 






        Prof. Dr. Cavanşir Guliyev: 22 Kasım 1950’de Azerbaycan’ın Şeki şehrinde dünyaya geldi. Cavanşir Guliyev, 1968’de Şeki’de Musiki Yüksekokulu’nu bitirdikten sonra 1975 yılında Azerbaycan Devlet Konservatuarı’nın Bestekârlık şubesinden Birinci Semfonya adlı bitirme teziyle mezun olmuştur. 1978 yılından itibaren Azerbaycan Devlet Konservatuarı’nda, 1994’ten Azerbaycan Devlet Medeniyet ve İncesanat Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmıştır. 1993-2005 yılları arasında Azerbaycan Devlet Milli Akademik Dram Tiyatrosu’nun müzik yönetmenliğini yapan C. Guliyev 2005 yılından bu yana KKTC’de bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi öğretim üyesidir.
        Eserleri ABD, Almanya, Finlandiya, Türkiye, Polonya, Romanya, Slovakya, eski Yugoslavya , İsrail, Bulgaristan, Ukrayna, Estonya, Rusya, Gürcistan, Ermenistan, Özbekistan ve KKTC’nin konser salınlarında seslenmiştir. 70’den fazla filmin, 300’den fazla tiyatro eserinin müziğini yazmış, 100’den fazla mahnı bestelemiştir. Azerbaycan Lenin Komsomol Ödülü (1982), General Muhammed Esedov Ödülü (1993), Şehriyar ödülü (1995), Avrupa Türk-İslam Birliği altın madalyası 1997), Humay ödülü (2000), Altın Derviş ödülü (2001), Altın Peri ödülü (2015) ve başka ödüllerin sahibidir…
        
Sarı Gelin türküsü tartışmaları sırasında (2004) Azerbaycan Bestekârlar Birliği Mahnı [Türkü] Bölümü Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. C. Guliyev, bu türkü hakkında bir uzman raporu hazırlamıştır. Söz konusu raporu Şehir ve Kültür okuyucularının dikkatine sunuyoruz:  “Sarı Gelin” türküsü, Azerbaycan muğam musikisinin ‘Şur’ makamına dayanmaktadır. ‘Şur’ makamı ise Azerbaycan muğam sanatının yedi en önemli sütunlarından biridir (bkz. Üzeyir Hacıbeyov [1885-1948], Azerbaycan Halk Musikisinin Esasları, Bakü, 1945) ve milli musikide en çok başvurulan, yararlanılan makamlardandır.
        Azerbaycan türkülerinden yüzlercesi bu makam üzerinde kurulmuştur ve yüzyıllar boyunca halk törenlerinde seslendirilmiştir.
        “Sarı Gelin”, janr yönünden Türk halklarının müzik folklor ve kültürünün bir parçası olan “uzun havalar”dan biridir. Janrdan ileri gelen şekil yapısı ise (geniş halk kitlelerinin rahat bir şekilde terennüm edebilmesi için diyapazonun, olabildiğince kısa tutulmaya çalışılması) diğer türkülerden ayrılmaktadır. Nitekim nakarat fonksiyonunu ‘Şur’ makamının ‘Şur-Şahnaz’ şubesine ait melodik bir parça yerine getirmektedir. ‘Şur-Şahnaz’ ise ‘Şur’ destkâhının (belli başlı bir sistemi olan, kompleks) sırf Azerbaycan’da teşekkül eden versiyonunun bünyesinde bulunmaktadır. Daha açık söylersek, “Şur”dan ‘Şur-Şahnaz’a geçit, sadece Azerbaycan muğam sanatına ait “Şur” destgahında ve bu destgaha dayanılarak oluşturulan türkülerde rastlanır.
        Azerbaycan milli musikisi Şark musikisinin içinde yer aldığından, onun temperasyonu da genel Şark musikisi temperasyonu ile büyük ölçüde benzerlik teşkil etmektedir. Bu özellik, Azerbaycan folklöründe aynı zamanda “Sarı Gelin” türküsünde kendisini göstermektedir. Nitekim türkünün ana tonu ile bir sonraki aşamasının arası yarım tondan büyük (uzun), bir tondan ise küçüktür (kısadır) ki bu da ‘Şur’ makamının en spesifik özelliklerinden biridir, bir anlamda ‘Şur’un ‘pasaportu’dur, ‘parmak izi’dir.
        “Sarı Gelin” türküsünün ritmine gelince; bu ritim Azerbaycan türkülerinden birçoğunun, örneğin “Yakan düymele”,“Küçelere su sepmişem”; Azerbaycan oyun havalarının, örneğin “Mirzeyi”, “Vağzalı” vd. ritmik esasıyla aynıdır.
        Yukarda belirtilen hususlara dayanarak şu sonuca varabiliriz: “Sarı Gelin” Azerbaycan Türklerinin türküsüdür. 

        - Cavanşir Hocam, bildiğiniz gibi TÜRKSOY’un 26 Kasım 2015 tarihli Merv (Türkmenistan) toplantısında Azerbaycan’ın Şeki şehri oybirliğiyle 2016 yılı için Türk Dünyasının Kültür Başkenti seçilmiştir. Sizin de doğup büyüdüğünüz doğduğunuz Şeki şehrinin bu önemli seçimi hak eden kültürel geçmişinden söz eder misiniz? 

        - Şeki, tarih boyunca sadece Azerbaycanın değil tüm Yakın Doğu’nun önemli siyasi ve kültürel merkezlerinden biri olmuş, günümüzde de aynı coğrafyanın saygın ve seçkin merkezlerindendir. Şeki, bütün tarihi boyunca etrafındaki geniş bir coğrafiyaya medeni yön vermiş, özel yaşam tarzı aşılamıştır.
        
1747-1819 yılları arasında büyük bir hanlığın merkezi olan, ekonomisi ağırlıklı olarak ipek üretimi üzerine kurulan ve Şarkın en ünlü ipek merkezlerinden biri sayılan bu şehir, günümüze kadar yaşamında ve insanlarının düşüncesinde payitaht duruşunu, yüksek medeniyeti ve özel tarzını koruyup saklayabilmiştir. Tarihen Yakın Doğu’nun büyük merkezleriyle sıkı ilişkileri olan Şeki, Azerbaycan bağımsızlığını yeniden elde ettikten sonra eski ilişkilerini yenilemiş, bu yoldaki yürüyüşünü sürdürmektedir. Bunun en bariz göstericisi de aslen Şeki’den olan bilim, sanat adamlarının, ekonomistlerin, üst düzey yöneticilerin, çeşitli Şark ülkelerinin bilim ve sanat merkezlerinde önemli görevlerde çalışmalarıdır. Onların bilimsel kongre ve sempozyumlara, sanat sergilerine devamlı olarak katılmaları, prestijli uluslararası kültürel ve ekonomik etkinliklerde yer almaları söylediklerimizin kanıtıdır.
        Şeki, diğer bir yandan da Azerbaycan’ın ve Türk dünyasının oldukça önemli bir kültür merkezidir. Nitekim Şeki folklorü Azerbaycan halk kültürünün değerli ve ayrılmaz bir parçasıdır. Azerbaycan biliminin, edebiyatının, musikisinin, ressamlığının, heykel sanatının, halk oyunlarının (halk danslarının), güzel sanatlarının birçok önemli uzman temsilcisi Şeki kökenli olup bu kültür ortamında yetişmişlerdir. XIX. yüzyıl Şarkının dünyaya bakışını ve felsefi düşüncesini güçlü bir şekilde etkilemiş olan kişilerden sadece Mirza Fethali Ahundzade’nin (1812-1878) adı çekilirse, Şeki kültür muhitini tasavvur etmek mümkün olacaktır zannındayım. Modern anlamda Azerbaycan dramaturjisinin kurucusu [Ahundzade’nin 1850-1856 yıllarında içinde beş komedinin yer aldığı eserleri önce Kavkaz gazetesinde Rusça tefrika edilmiş, 1859’da ise Temsilat adıyla Türkçe yayımlamıştı], çağının en büyük düşünce reformcusu, Latin alfabesini Türk diline ilk tatbik eden M. F. Ahundzade, eğitimini Şeki’de almış, dünyaya yenilikçi bakışı sırf Şeki’de ortaya çıkmış ve şekillenmiştir.
        Şeki Azerbaycan’a, aynı zamanda da dünyaya birçok ünlü kültür adamı bahşetmiştir. Bu kişiler arasında yukarda adını çektiğim M. F. Ahundzade ile birlikte ünlü edebiyat tarihçisi, tenkitçisi Salman Mümtaz (1884-1941); Şark’ın ilk Demokratik Halk Cumhuriyeti olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin (28 Mayıs 1918 – 27 Nisan 1920) kurucu kadrosunda yer alan Feteli Han Hoyski(1875- 1920), Şark musikisinin incisi olan ‘muğamat’ın büyük üstadı, Azerbaycan’da, İran’da ve Orta Asya’da meşhur olan Alesger Abdullayev (Şekili Alesger) (1866-1929); Türk dünyasının çok sevip saydığı büyük şair Bahtiyar Vahabzade (1925-2009); ünlü tiyatro yazarı Sabit Rahman (1910-1970); ünlü tiyatro ve sinema sanatçıları, unutulmaz oyuncular Lütfeli Abdullayev (1914-1973), İsmayıl Osmanlı (1902-1978); şair Hikmet Ziya (1929-1995); sinema yönetmeni Rasim Ocagov (1933-2006); halkın çok sevdiği ünlü besteciler Cevdet Hacıyev (1917-2002); Şefika Ahundova (1924-2013), Emin Sabitoğlu (1937-2000); Azerbaycan’ın ve Yakın Doğu’nun ünlü heykeltraşı Fuad Abdurrahmanov (1915-1971) ve burada adlarını çekebileceğimiz yüzlerce kişi, Şeki kültür ortamının yetiştirdiği insanlardır. Bura’da doğup büyümüş birçok büyük alim, sanatkâr, siyasetçi ve asker, Şeki’nin çok önemli kültür, bilm ve fikir merkezi olduğunu, Türk Dünyasının Kültür Başkenti seçilmesini hakettiğini kanıtlamaktadır. 

        - Sizin, Türk dünyasının ünlü bir kültür adamı (özellikle musiki alanında) olduğunuzu biliyoruz. Çocukluk yıllarınızda Şeki’de iyi bir musiki eğitimi almışsınız. Sizden önce Şekili Elesger, Cevdet Hacıyev, Emin Sabitoğlu, Şefiqe Ahundova... gibi ünlü müzisyenlerin de Şeki’nin kültür muhitinde yetiştiği malûmumuzdur. Bize Şeki’nin genel olarak musiki geçmişi ve bugünü hakkında ne dersiniz? 

        - 
Şeki her zaman önemli musiki merkezlerinden biri olmuştur. Tarih boyunca burada müzik eğitim öğretimiyle meşgul olan çok sayıda musiki tedris ocakları bulunmuştur. Şekililer musikiyi çok seven, onun inceliklerini anlayan, müziğin hep kalitelisini dinleyen müzik zevki yüksek insanlardır. Burası Şeki Hanlığı’nın başkendi olduğundan, öncelikle Şekide yüksek kaliteli şehir musikisi olan muğamat çalınır ve dinlenir imiş. Muğam ustalarının çalıp okuduğu, ağırlandığı yer ise önceikle Han Sarayı olmuş, muğam sanatı da etraf bölgelere buradan yayılmıştır. Bu anene, icra edilen musikinin her zaman yüksek kalitede kalmasını gerektiriyordu.
        Halkın düğün derneklerinde ise müzik folklorü geniş bir şekilde ve tüm güzellikleri, incelikleriyle sergilenmiştir. Halk müziğinden - günümüze kadar ulaşmış halk oyunu (dansı) olan ‘Zorhana’yı; başta eski SSCB coğrafyası olmakla tüm dünyada ünlü olan Sekili zurnacıları; bugan bile Azerbaycan Devlet Halk Oyunları Ekibi repertuvarının vazgeçilmez bir parçası olan ünlü ‘Şeki Raksı’nı; çağdaş Azerbaycan zurnacılarının çok sevdiği ve sık sık seslendirdiği ‘Şeki Yallısı’nı (Şek Halayı) örnek gösterebiliriz.
        Şeki’nin çağdaş müzik hayatı da zengin ve geniştir. Bugün Şeki şehrinde dört çocuk müzik okulu; Çocuk Güzel Sanatlar Okulu; Müzik Koleji ve çok sayıda müzik dernekleri aktif bir şekilde kültür hizmeti yapmaktadırlar. Bu okulların, Şeki’de yaşayan halkın müzik eğitimi konusundaki ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşıladığını söyleyebiliriz. Sonuçta, Şeki’de - müzik eğitimi almış çok sayıda insanın bulunduğu bir ortamda müzik zevkinin gün geçtikçe artması söz konusu olmaktadır. Demek ki müzik kulağı ve zevki üst düzeyde olan Şeki şehrinde iyi müzik dinleyicisi olan büyük bir kesim bulunmaktadır. Bu insanlar ise nitelikli musikiyi anlayan, seven ve ona değer veren iyi bir dinleyici kesimidir.
        Ayrıca Şeki’de bir çok regional ve ülke dahili müzik etkinlikleri, toplantıları ve konçertolar düzenlenmektedir. Son yıllarda ise Şeki’de uluslar arası müzik festivali organize edilmekte, gerçekleştirilmektedir. 

        - Kültürün önemli bir ayağı olan güzel sanatlar (incesanat) alanında Şeki’nin hangi başarılarından söz edebilirsiniz?

        - Nazım, bu soruyu büyük ölçüde yukarda cevapladık. Ek olarak şunları söyleyebilirim: Şeki hanlarından Hüseyin Han (Hanlık dönemi 1759 - 1780), şiire çok ilgi duymuş, güzel şiirler yazmıştır. Hüseyin Han’ın edebiyat camiasında Müştak müstear adıyla tanındığı ve kabul edildiğini de biliyoruz. Sovyet (SSCB) döneminde ise özellikle 1980’li yıllarda Şeki Devlet Dram Tiyatrosu’nun büyük başarılarından söz edebiliriz. Bu başarılar Şeki Tiyatrosu’nu bir aylık Moskova, Küba adası ve eski SSCB’nin çeşitli şehirlerindeki turnelere, kültürel etkinliklere götürdü. Şeki’nin Zurnacılar Orkestrası’ndan da kısaca söz etmek istiyorum. Bu başarılı ekip SSCB döneminde düzenlenen birçok festivalin galibi olmuş, gittiği her yerde büyük bir ilgiyle karşılanmıştı. Uzun yüzyıllar boyunca yüksek kaliteli Şeki ipeğini başarıyla temsil eden Şeki keleğayısı [kadın başörtüsü], sanayi ve kültür karışımının ortak bir eseri olarak Şeki’nin simgesi haline gelmiş, onu temsil etmiştir. Sadece Şeki’de mevcut olup burada üretilen ve tek elle özel bir dokuma tekniği ile hazırlanan “tekelduz”u da unutmamalıyız. 

        - Şeki mimarisi üzerine neler söylersiniz?

        - 
Alanım olmasa da Şeki’nin muhteşem mimarlık abidelerinden Şeki Han Sarayı’nı, Şekihanovların evini, Gilekli Mesvidi ve minaresini, Şeki kale duvarlarını, Dairevi mabedi, Zeyzit mabedini, Kiş köyündeki Alban mabedini, Şeki Kervansarayı’nı, birçok hamamı örnek gösterebilirim. Ayrıca şehirdeki yeraltı kehrizler (kil borularla getirilen içme suyu kaynakları) unutulmamalıdır. XIX. yüzyılın ünlü aydını, yazarı ve savaş tarihçisi Arnold Zisserman (1824-1897), Kafkasya’da bulunduğu 25 yıl boyunca (1842-1867) Şeki’yi sık sık ziyaret etmiş, Şeki mimarisiyle de ilgili bilgiler vermiştir. Şeki’nin tarihi mimarisi, şehir planı hakkında Ziserman’ın Dvadtsat pyat let na Kavkaze [Kafkasya’da 25 Yıl] (1842-1867) kitabından bilgi alınabilir. 

        - Cavanşir Bey, 2016 yılının Türk Dünyası Kültür Başkenti’nde - Şeki’de bu sene boyunca kültürel etkinlikler düzenlenecektir. Sizin bu etkinlikler kapsamında -olmazsa olmaz olarak önem verdiğiniz-hangi etkinliğin yapılmasını arzu edersiniz? 

        - Yıl boyunca Şeki’de yeterince etkinlik yapılacağını umuyorum. Arzum ise genelde Azerbaycan’ın, özelde ise Şeki’nin Türk dünyasının bir parçası olduğunu, aynı zamanda çağdaş bir ülke ve şehir olduğunu ortaya koymak amacıyla aslen Şeki’den olan bestekârların semfonik eserlerinden oluşan bir programın düzenlenmesidir. Böyle bir etkinlik, Şeki’nin daha modern bir medeniyet merkezi ve kültür başkenti olduğunu ortaya koyacaktır. 

        - Size bir daha teşekkür ediyorum, Cavanşir Müellim...